Sağlığımız Hakkında Bilmemiz Gerekenler Sağlığımız Hakkında Bilmemiz Gerekenler Sağlığımız Hakkında Bilmemiz Gerekenler

Ülseratif Kolit

Tanım: Ülseratif kolit, kalın bağırsağın (kolon) ve rektumun iç yüzeyini tutan kronik bir iltihabi bağırsak hastalığıdır . Ülseratif kolitte iltihap, bağırsak mukozası ile sınırlıdır ve rektumdan başlayarak kolon boyunca süreklilik gösteren bir yayılım sergiler (kesintisiz ilerler). Yani hastalığın adı olan “ülseratif kolit”, kelime anlamıyla “ülser oluşturan kalın bağırsak iltihabı” demektir – gerçekten de bu hastalıkta kalın bağırsağın iç yüzeyinde yaygın yüzeyel yaralar (ülserler) oluşur. Ülseratif kolit genellikle kanlı ishal, karın ağrısı ve sık tuvalete çıkma ihtiyacı gibi belirtilerle seyreder ve ataklar ile remisyon dönemleri şeklinde dalgalı bir seyri vardır.

Nedenleri: Ülseratif kolitin de kesin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır, ancak Crohn hastalığı gibi bunun da altında bağışıklık sisteminin anormal tepkisi yatar. Bağırsaklardaki zararsız bakterilere veya bilinmeyen bir tetikleyiciye karşı bağışıklık sistemi yanlışlıkla saldırıya geçer ve kolon mukozasında kronik iltihaplanma başlatır. Genetik yatkınlık ülseratif kolitte de önemlidir; birinci derece akrabalarında ülseratif kolit olan kişilerde risk biraz daha yüksektir. Sigara kullanımı burada ilginç bir fark gösterir: Ülseratif kolit, sigara içmeyenlerde daha sık görülürken, sigara içenlerde hastalığın ortaya çıkma ihtimali biraz daha düşüktür (ancak sigaranın diğer zararları göz önüne alınarak, ülseratif kolit hastalarına asla sigara önerilmez, bu sadece epidemiyolojik bir gözlemdir). Diyet ve çevresel faktörlerin, bağırsak flora dengesinin bozulmasının da hastalığın ortaya çıkışında rol oynadığı düşünülmektedir. Bazı enfeksiyonlar veya bağırsak florasını değiştiren antibiyotik gibi ilaçlar, hassas kişilerde hastalığı tetikleyebilir. Sonuç olarak ülseratif kolit, nedeni tam bilinmeyen otoimmün bir hastalık olarak kabul edilir.

En Çok Etkilediği Organ ve Hasar: Ülseratif kolit sadece kalın bağırsak (kolon) ve rektumu etkiler; ince bağırsaklar bu hastalıkta tutulmaz. Hastalık, rektumdan başlayarak yukarı doğru kolonun bir kısmını veya tamamını tutabilir. Örneğin tutulum yalnızca rektumla sınırlı ise ülseratif proktit, rektum ve sigmoid kolonu içeriyorsa proktosigmoidit, sol kolon boyunca uzanıyorsa sol taraflı kolit, tüm kolonu kaplıyorsa pankolit adını alır. Hastalığın yarattığı hasar, kolon mukozasında yaygın yüzeyel ülserler şeklindedir. İltihap nedeniyle kalın bağırsağın iç duvarı kızarık, ödemli ve kolay kanar bir hale gelir. Endoskopide, ülseratif kolitli kolon mukozası düzensiz, kırılgan ve yer yer kanamalı bir görüntü sergiler; normalde parlak pembe olan kolon yüzeyi bu hastalıkta kırmızı-beyaz lekeli, granüler bir görünüm alır (iltihaplı alanlar ve kanayan bölgeler nedeniyle) . Ülseratif kolitte iltihap yalnızca mukozada olduğundan, Crohn’daki gibi derin fistüller veya tıkanmalara yol açan derin doku hasarları genellikle oluşmaz. Ancak yaygın kolon tutulumlarında uzun yıllar sonunda kolon kanseri gelişimi riski artabilir; bu nedenle 8-10 yıldan uzun süre pancolit geçiren hastaların düzenli kolonoskopi taramaları önerilir. Hastalığın aktif dönemlerinde kolon hareketleri çok arttığı ve su emilimi bozulduğu için hasta ciddi sıvı kaybı yaşayabilir. Ayrıca sürekli kanamalı ishaller sonucu anemi (kansızlık) gelişebilir. Ülseratif kolitin en korkulan hasarlarından biri, nadir de olsa görülen toksik megakolon durumudur: Şiddetli iltihap nedeniyle kalın bağırsakta ani bir genişleme ve felç durumu oluşur, kolon çapı ciddi şekilde büyür ve bu acil durumda kolon duvarı yırtılabilecek hale gelir . Toksik megakolon geliştiğinde acil cerrahi gerekebilir.

Etkilenen İkinci Bir Organ (Varsa) ve Tedavisi: Ülseratif kolit de Crohn gibi vücudun farklı bölgelerini etkileyebilir. En belirgin bağırsak dışı tutulumlarından biri karaciğer ve safra yollarını etkileyen Primer Sklerozan Kolanjit (PSK)’dir. PSK, karaciğerdeki safra kanallarının iltihaplanıp sertleşmesiyle karakterize bir durumdur ve ülseratif kolit hastalarının küçük bir yüzdesinde görülür. PSK gelişen hastalarda yorgunluk, kaşıntı ve ciltte/göz akında sararma (sarılık) gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu ikinci durumun tedavisi için safra asitlerini düzenleyen ilaçlar (örneğin ursodeoksikolik asit) kullanılabilir; ilerleyici seyirde ise karaciğer nakli tek küratif çözüm olabilir. PSK’ya yönelik alternatif destekleyici olarak halk arasında devedikeni (milk thistle) bitkisi karaciğer sağlığına olumlu etkisiyle bilinir – devedikeninin etken maddesi silymarin’in karaciğer hücrelerini toksinlerden koruduğu ve iltihabı azaltabildiği bazı çalışmalarda gösterilmiştir . Bununla birlikte PSK ciddi bir hastalık olduğu için bu tür bitkisel destekler ancak doktor onayıyla, asıl tedavinin yanında kullanılabilir. Ülseratif kolitin diğer yaygın ikinci organ tutulumları Crohn ile benzerdir: Eklemlerde artrit atakları (özellikle omurga veya sakroiliak eklem artriti – ankilozan spondilit ile ilişkili olabilir), gözde üveit/episklerit gibi problemler ve ciltte eritema nodosum veya pyoderma gangrenosum gelişebilir. Tedavide, her bir ilgili uzman (romatolog, oftalmolog, dermatolog) devreye girer. Örneğin göz tutulumu şiddetliyse kortikosteroid damlalar veya immün supresif tedaviler uygulanır. Eklemler için non-steroid antiinflamatuvarlar veya biyolojik ajanlar verilir. Cilt lezyonlarına lokal bakım ve immünsüpresif merhemler kullanılabilir. Ülseratif kolit atakları kontrol altına alındıkça bu ikinci organ sorunları da genellikle düzelir, bu nedenle bağırsaktaki iltihabı baskılamak temel hedeftir.

İkinci Organa İyi Gelen Bitkisel Destekler: Ülseratif kolitin yol açabildiği karaciğer sorunlarında (PSK gibi) karaciğeri destekleyici bitkisel takviyeler popülerdir. Yukarıda da bahsedildiği gibi süt devedikeni (milk thistle) karaciğer koruyucu olarak bilinen en yaygın bitkisel destektir. Devedikeni tohum özütü (silymarin), araştırmalara göre karaciğer hücrelerini zararlı maddelerden koruyabilmekte ve karaciğer enzimlerini düzene sokabilmektedir . Hatta kemoterapi alan kanser hastalarında devedikeninin karaciğer enzim yükselmelerini ve iltihabını azalttığına dair çalışmalar vardır . Ülseratif kolite bağlı karaciğer tutulumunda da, hekim uygun görürse, süt devedikeni kapsülleri veya çayı destek amaçlı kullanılabilir. Bunun dışında eklem tutulumu varsa yine zerdeçal anti-enflamatuar desteğiyle faydalı olabilir (zerdeçal hem bağırsak hem eklem iltihabına karşı etkili potansiyel göstermektedir). Göz tutulumu için halk arasında hatmi çiçeği veya göz otu (eyebright) gibi bitkilerden yapılan damlaların yatıştırıcı etkisinden bahsedilse de, üveit gibi durumlar ciddi olduğundan bunlar genellikle tıbbi tedavinin yerini tutmaz. Omega-3 içeren takviyelerin (balık yağı) bağırsak dışı iltihaplarda hafif iyileştirici etkileri olabileceği bazı çalışmalarca öne sürülmüştür. Ülseratif kolit nedeniyle görülen cilt lezyonlarında ise aloe vera gibi yatıştırıcı jeller haricen kullanılabilir. Yine de unutulmamalıdır: Bu bitkisel destekler, ikinci organın iyileşmesinde yardımcı olabilir ancak tek başına tedavi edici değildir; mutlaka tıbbi tedavinin yanında ve doktor kontrolünde düşünülmelidir.

Bağırsaklara İyi Gelen Bitki veya Baharatlar: Ülseratif kolit için bilimsel olarak incelenmiş birkaç bitkisel destek bulunmaktadır. Bunların başında, Crohn’da da bahsedildiği üzere kurkumin (zerdeçal özü) gelir. Yapılan çift kör plasebo-kontrollü bir araştırmada, 6 ay boyunca mesalazin tedavisine ek olarak günde 2 gram kurkumin alan ülseratif kolit hastalarının, sadece mesalazin alanlara kıyasla anlamlı derecede daha az alevlenme yaşadığı ve daha uzun süre remisyonda kaldığı gösterilmiştir . Kurkumin, bağırsakta iltihabı tetikleyen çeşitli sitokinleri baskılayarak ve antioksidan etkisiyle mukozayı koruyarak etki gösterir. Boswellia serrata (Hint buhuru) reçinesi de ülseratif kolitte umut vaat eden bir başka bitkidir. Araştırmalarda boswellia özütünün aktif ülseratif kolit hastalarında en az mesalazin kadar etkili olabildiği ve remisyon sağlamada yardımcı olduğu rapor edilmiştir . Aloe vera ise ülseratif kolitte doğrudan araştırılmış bir bitkidir: 4 hafta süreyle günde 2×100 mL aloe vera jeli içen hafif-orta aktif ülseratif kolit hastalarının %47’sinde klinik iyileşme görülmüş ve histolojik inflamasyonun azaldığı belirlenmiştir . Bu sonuçlara göre aloe veranın içilmesinin ülseratif kolitte plaseboya üstün olduğu ve güvenle tolere edildiği sonucuna varılmıştır. Buğday çimi suyu (wheatgrass juice) da ülseratif proktitli hastalarda fayda göstermiş; 2 hafta kullanım sonrası hastaların belirgin bir kısmında semptom skorlarında düzelme saptanmıştır . Probiyotikler (özellikle VSL#3 gibi multi-strain ürünler), ülseratif kolitte bağırsak florasını düzenleyerek iltihabı azaltmaya destek olabilir; bazı çalışmalar, probiyotik kullanımıyla ülseratif kolitte hastalık aktivitesinin azaldığını bildirmiştir. Bağırsaklara iyi gelen diğer genel destekler arasında psilyum gibi lif takviyeleri (özellikle remisyon döneminde kabızlık varsa) ve papatya çayı gibi rahatlatıcılar sayılabilir. Bununla birlikte, aktif ülseratif kolit döneminde posasız (düşük lifli) beslenmek gerektiğinden, bitkisel lif takviyeleri alevlenme sırasında önerilmez, remisyon dönemi içindir.

Belirtiler: Ülseratif kolitin en sık belirtisi kanlı ishaldir. Hasta, gün içinde birden çok defa tuvalete gitme ihtiyacı duyar ve dışkı genellikle sulu veya yumuşak kıvamda olup açık/kırmızı renk kan ve sıkça sümüksü mukus içerir . Dışkılama sonrasında rahatlayamama ve sanki bağırsakları tam boşaltamamış hissetme de sık ifade edilen bir durumdur. Karın bölgesinde özellikle sol tarafta kramp tarzında ağrılar olur; bu ağrılar dışkılama ile kısmen hafifleyebilir. Rektuma yakın bölgenin iltihabına bağlı olarak sürekli tuvalete çıkma hissi (tenesmus) ve makat ağrısı yaşanabilir. Hastalık aktif olduğunda halsizlik ve ateş görülebilir. Uzun süren kanamalara bağlı olarak kansızlık (anemi) gelişir; bunun sonucunda hastanın cildi soluklaşır, çabuk yorulma ve nefes darlığı (eforla nefes nefese kalma) ortaya çıkar . Ülseratif kolitin gözle görülebilir belirtilerinden biri, kilo kaybıdır – hasta, hem iştah azalması hem de besin emiliminin bozulması nedeniyle zayıflar. Ciltte, Crohn’da olduğu gibi eritema nodosum benzeri döküntüler oluşabilir; bunlar kırmızı kabarık lekeler şeklinde dışarıdan fark edilebilir. Ayrıca şiddetli aktif dönemde vücutta genel bir iltihap hali olduğundan ateşli ve terli bir görünüm olabilir. Karın muayenesinde, özellikle sol alt kadranda (kolonun son kısmının bulunduğu bölgede) hassasiyet vardır. Karında şişlik hissi olabilir ancak bu genelde gazdan değil iltihap ve sıvı birikimindendir; bazı hastalarda bağırsak hareketlerinin durmasıyla ciddi şişlik (timpanik karın) gelişebilir ki bu acil bir durum olan toksik megakolonun habercisi olabilir . Bağırsak dışı belirtilerden üveit atağı geçiren hastada gözde kızarıklık ve görme bulanıklığı gözlenebilir; artrit atağı varsa eklemlerde şişlik, kızarıklık görülebilir. Fakat ülseratif kolitin birinci belirtisi her zaman makattan gelen kanlı ishaldir. Özetle, hasta ve hekim açısından en belirgin işaretler: dışkıda kan görülmesi, sık sık tuvalete gitme ihtiyacı ve beklenmedik kilo kaybıdır .